İş Hayatının 50 Tonu

Selamlar,

Biliyorsunuz ki redpill temel anlamda hayatın acı gerçeklerini yüzümüze vuran ve bu gerçeklere karşı nasıl tavır almamızı anlatan bir düşünce akımı. Hal böyle olunca hayatın en önemli damarlarından biri olan iş hayatı hakkında iki kelam etmezsek olmaz diye düşündüm.

O sebeple bu yazı iş hayatına yeni gireceklere ve hali hazırda iş hayatında olanlar için yazılmıştır.

İş hayatı da aşk hayatı gibi belli stratejiler doğrultusunda ilerler. İş hayatına yeni girecek olan arkadaşlar öncelikle şunu iyi bilmeli; günün sonunda çok çalışan değil kendini en iyi satan kazanır.

Şimdi madem kırmızı hap persfektifinden bakıyoruz o halde acı gerçekleri öğrenelim;

Türkiye sınırları içinde çok güzel bir okuldan da mezun olsanız dahi alacağınız ücretle çoğu şeye aç kalacaksınız. İyi bir tatil, iyi bir ev, iyi bir araba eğer babadan dededen kalmıyor ise çalışarak bunları almanız yüzyıllar sürer.

Muhtemelen size verecekleri ücret emeğinizin çok çok altında olacak. Bu ilk işe girdiğinizde takılmamanız gereken bir konu. (Roma bir günde kurulmadı)

İş hayatında başarının en güvenilir yolu iyi bir gözlemci olmakta yatıyor. Bu gözlem yeteneğinizi insanların amaçlarını öğrenmek için kullanacaksınız. Aynı zamanda kendi niyetinizi kendinizden bile saklayacaksınız. Kimse sizin hangi amaç için çalıştığınızı bilmeyecek ve arkadaşlarınıza asla güvenmeyeceksiniz.

Eğer aldığım maaş bana yeter bulunduğum pozisyon güzel kafasındaysanız yapmanız gereken şey en az sorumluluğu alıp yöneticiye kendinizi yakın tutmak. Fazla ortalarda görünmeyip hal ve hareketlerinizle oranın demirbaşı olduğunuzu yöneticinize hissettirmeniz.

Ancak hedefiniz daha yükseklere çıkmaksa, birilerinin üstüne basmayı kabullenmelisiniz.

Yöneticinizle ilişkileriniz hayati önem taşıyor. Psikoloji bilenlerin işi çok kolay. Onun korumaya çalıştığı ast/üst ilişkisini başkalarının yanında koruyup, yalnızken bir arkadaş gibi yaklaşmanız gerek. Doğum gününü hatırlama, ilgilendiği hobileriyle ilgili konular açma onun kalbini kazanmakta size fayda sağlayacaktır.

Sizden bir iş beklendiğinde asla olumsuz cümleler kullanmayın. Olumlu haberleri yöneticinize veren siz olun. Olumsuz şeyleri söylemesi için nispeten daha salak olanları kullanın.

Bir gün kaplumbağa fille karşılaşır, fil, “Yolumdan çekil ufaklık! Üzerine basabilirim!” diye bağırır. Kaplumbağa korkmaz ve olduğu yerde kalır, böylece fil üzerine basar ama onu ezemez. “Böbürlenme, Bay Fil, ben de en az senin kadar güçlüyüm!” der kaplumbağa, ama fil yalnızca kahkahalarla güler. Kaplumbağa ondan ertesi sabah kendisinin bulunduğu tepeye gelmesini ister.

Ertesi sabah güneş doğmadan kaplumbağa tepeden aşağı nehre doğru iner, orada gece yemeğini yedikten sonra tekrar suya dönmek üzere olan suaygırıyla karşılaşır. “Bay Suaygırı! Seninle halat çekme oyunu oynayalım mı? Senin kadar güçlü olduğuma bahse girerim!” der kaplumbağa. Suaygırı bu saçma fikre güler, ama kabul eder. Kaplumbağa uzun bir ip getirir ve suaygırına kendisi, “Hey!” diyene kadar ağzında tutmasını söyler. Kaplumbağa tepeye çıkar, sabırsızlanmaya başlayan fili bulur. File ipin diğer ucunu verir ve, ‘”Hey’ dediğim zaman ipi çekeceksin ve hangimizin daha güçlü olduğunu göreceksin,” der. Sonra tepenin yarısına kadar inip görünmeyeceği bir yere saklanarak bağırır. “Hey!” Fil ve suaygırı ipi çekerler, çekerler, ama hiçbiri diğerini kıpırdatamaz, ikisinin de gücü eşittir. İkisi de kaplumbaganın kendisi kadar güçlü olduğuna karar verir. Hiçbir zaman başkalarının sizin için yapabileceği bir şeyi yapmayın. Kaplumbağa işi başkalarının yapmasını sağlayarak övgüyü kendi topladı.

Zaire Masalı

Olmanız gereken şey bir akbaba. Üstte bahsettiğim gibi günün sonunda kazanan çok çalışan, savaşan olmayacak. Başkaları savaşırken siz kazanan olmalısınız.

“Genç insanların çalıştığı işte, yaşlı adama dikkat edin.”

Eğer bir şeyi siz biliyorsanız bunu başkasına söylemeyin. O işi siz olmadan yaparlarsa size ihtiyaç duymazlar. İnsanlarda ihtiyaç uyandırmak sizin en değerli özelliğiniz!

Başbelası karga koyunun sırtına oturdu. Koyun istemese de kargayı uzunca bir süre ileri geri taşıdı ve en sonunda, “Eğer bir köpeğe bu şekilde davransaydın dişlerinin tadını alırdın,” dedi. Karga şöyle cevap verdi: “Ben zayıfı hor görür, güçlüye teslim olurum. Kime zorbalık edeceğimi, kime iltifat edeceğimi bilirim; böylece hayatımı uzun yıllar sürdürmeyi ümit ediyorum.

Ezop Masalları

Elinizde her zaman diğer insanlara karşı koz bulundurun. Günü geldiğinde elinde as olan kazanacak unutmayın. Yöneticinizi onun yöneticilerine karşı parlak gösterin. Asla yöneticinizin yanında ondan daha iyi olmayın. İşi sevmeseniz bile bir başka işe geçiş yapmanız için belli bir süre çalışıp deneyim kazanmalısınız. Bunu bir yarış olarak görüp alanınızla ilgili bol bol sertifika/eğitim almaya bakın.

Meslek seçerken evrensel meslek seçmeye bakın. Örneğin yazılım. Dünyanın her yerinde para kazanabilirsiniz. Bu size yurtdışında çalışma imkanı sağlar. Zaten yapabiliyorsanız direkt yurtdışına gitmenin yollarını araştırın.

Bir diğer geçer meslek satış. Kurumsal satış şirketlerde en çok kazanan meslek grubudur. Her yıl ev parası prim alıyorlar amk:)

Masabaşı olsun kafam rahat olsun istiyorsanız; analistlik / raporlama gibi birimlere bakabilirsiniz.

Özetleyecek olursak, maaşa ilk aşamada çok takılmayın. Önemli olan iyi karar verip kendinizi geliştirmek/ilerlemek istediğiniz yolda olmanız. İşi öğrendikçe maaşınız artacak unutmayın. Doğada istisnasız her canlı bir şey üretmekle meşgul. Bu hayatta çalışmanın doğal olduğunu kabullenin sabancı’ da olsan çalışıyorsun yani moruk. Ancak bir çıkış stratejiniz olsun. Örneğin 45 yaşına geldiğinizde sizi artık çalışmadan hayatınızı devam ettirebilecek kadar paranız olması için uğraşın. 65’i beklerseniz işiniz yaş :p

Bunlarla direkt alakalı olan Robert Greene – İktidar kitabını okumanızı tavsiye ederim.

“İş Hayatının 50 Tonu” hakkında 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir